02 Mart 2025

SÜREYA KUAFÖR SALONU - ŞEBNEM BURCUOĞLU


  Hafif ve eğlenceli, gerçekten hoş ama sandığım kadar da boş olmayan bir kitaptı.  Konusu da ilgimi çekti. Etrafımızda her zaman var olabilecek kanlı canlı karakterler yaratması güzeldi. Yazar, karakterlerini karikatürize ederek anlatmış ama fazla da abartmamış, bu da hoşuma gitti.

   Burcuoğlu'nun en popüler eseri Kocan Kadar Konuş 1 ve 2. Bunlar filme de çekildi. Bu kitapta da tarzı aynıydı, bu biraz tekrara düşülmüş hissiyatı verdi ama okuyucuyu sıkacak kadar da yoğun bir his değildi. 

  Kısa sürede, eğlenerek okuyabileceğiniz bir kitap, tavsiye ederim. 

01 Mart 2025

KIZARMIŞ YEŞİL DOMATESLER - FANNİE FLAGG


 Çok önceden filmini izlemiştim ama kitabı bende yoktu. Konusunu çok hatırlamadığımı fark edince filmini tekrar izlemek yerine kitabını alıp okumayı tercih ettim. İyi de yapmışım.

 Kitap 1987'de yazılmış, film 1991'de çekilmiş. Oyuncuların hepsi ünlü, iyi, yıldız oyuncular ve bu sebeple film de çok güzel ama tabi ki her kitaptan uyarlanan filmde olduğu gibi kitap çok değiştirilmiş ve kitaptan çok uzaklaşılmış. Film, kitaptan bağımsız bir şekilde, kitaptaki akışı çok göz önüne almadan izlenirse daha çok keyif verebilir diye düşünüyorum.
 
 Kitaba gelirsek, anlatım aslında güzel. Karakterler iyi oturtulmuş. İnsan ister istemez bağ kuruyor kitaptaki karakterlerle, kendini Threadgoode ailesinden biriymiş gibi hissediyor. Başlarına neler geldiğini merak ediyor. Okuması da kolay, hikaye kısa bölümler halinde verildiği için sıkmıyor ama aynı zamanda bu bölümler biraz bağlantıyı da koparıyor gibi geldi bana. Kitapla ilgili eleştireceğim nokta da bu aynı zamanda. Bölümler belli bir düzende değildi sanki, biraz karman çormandı, bu akıcılığı biraz baltalamış. Yine geçmişe dönüşlerle hikaye verilse ama biraz daha bütünlük sağlansa daha iyi olurdu. Bir de bölüm aralarında sık sık yer alan gazete haberleri sanki hikayeye pek bir şey katmıyor gibiydi. Olmasaymış da gayet iyi olurmuş.
 
 Yine de okunası bir kitap olarak tavsiyemdir. 

02 Şubat 2025

KARABASAN - G.R.R. MARTİN


  Karabasan, çok ünlü Taht Oyunları serisi yazarının seriden önce yazdığı kitaplardan biri. Martin'in fanı çok ama bu kitabı pek bilinmiyor. Ben de gördüğümde şaşırmıştım. Taht Oyunları'ndaki anlatım dili çok hoşuma gittiğinden bunda da o tadı bulurum düşüncesiyle aldım ama pek hayal ettiğim gibi olmadı. 

Karabasan'ın ilk 150 sayfasını zorla okudum. Kitaba giremedim bir türlü ama okumayı bırakmak da istemedim. Ortalara doğru hikaye heyecan kazanmaya başladı ve okuması da çok daha keyifli hale geldi. Bitirdiğimde ise kitabı tam olarak sevdim veya sevmedim diye net bir tanımlama yapamadım.

Güzel yönü baş vampir karakterimizin daha önce hiçbir vampir kitabında rastlamadığım ülküsüydü. Bu yönden değişikti. Beni zorlayan ilk 150 sayfa ise kitaptan da soğumama neden olan öğelerden biriydi.

Bir de 18OO'lerde geçen değil de 1800'lerde yazılmış bir kitabı okur gibi hissettim sürekli. Çeviri dilinden mi ötürü, yazarımızın yazım tarzı sebebiyle mi tam çözemedim.

Sonuçta ben bu kitabı, yazarının G.R.R. Martin olması sebebiyle biraz beklentiyle okuduğumu fark ettim. O yüzden de beğeni seviyem yüksekti. Pek tarzını bilmediğim bir yazar olsaydı daha çok beğenirdim diye düşünüyorum. Yine de mutlaka bir şans verilmesi gereken kitaplardan, özellikle Martin'i ya da fantastik edebiyatı seviyorsanız, okumalısınız.

24 Ekim 2024

HYUNAM - DONG KİTABEVİ


    Okumadan önce Kore değil Japon edebiyatından bir örnek zannetmiştim. Çok fazla incelemeden almıştım. İlk başladığımda sevmedim gibi oldu. Hatta kalın bir kitap olsaydı okumaya devam etmeyecektim ama ince olunca bir şans vermeye karar verdim. İyi ki de vermişim. Ortalara doğru kitaba ısındım ve bitirdiğimde okuduğum için memnundum.
  
   Hayatınızda yer alabilecek karakterler bulunuyor kitapta. Süper maceralar da yaşamıyorlar. Biraz hayatı sorgulama, biraz değişiklik yapacak cesareti bulma ve biraz kendini tanımak üzerine bence. 

  Kitabın diyaloglarını zayıf buldum. Geliştirilebilirdi. Bu kitaba başlamadan önce koca bir fantastik seriyi bitirip üzerine bir polisiye okuyup buna geçtiğimden kitabın sakinliğinin baştan itici geldiğini düşünüyorum. Sonradan sevdim zaten de öncesindeki kitaplar klasiklerden ya da daha durağan romanlardan biri olsaydı baştaki sıkıntıyı da yaşamazdım diye düşünüyorum. 
   
  Yine de kitap güzel ve okunası. İleride tekrar bir okuyup değerlendirmek istediğim kitaplardan. Tavsiyemdir.  

23 Ekim 2024

YIRTICI KUŞLAR ZAMANI - AHMET ÜMİT


 Başkomser Nevzat, sevdiğim bir karakter. Son kitaplarda pek yer almadığından özlemiştim. Ahmet Ümit de sevdiğim bir yazar. Kitaplarının yüzde doksanını okudum, yeni çıkan kitaplarını da sürekli takip ediyorum. 

Yırtıcı Kuşlar Zamanı'nı da ön siparişler başlar başlamaz aldım. Sabırsızlıkla da satışa çıkacağı günü bekledim.

Yaklaşık iki günde bitirdim kitabı. Genel olarak da beğendim. Sadece az geldi bana, kısaydı kitap. Daha uzun, daha derinlikli, daha ayrıntılı olsaydı ben de daha mutlu olurdum. Yine de Ahmet Ümit ve Başkomser Nevzat sevenler bu kitabı da severek okuyacaktır. 

 Tavsiyemdir.

07 Ekim 2024

YABANCI SERİSİ (OUTLANDER) - DİANA GABALDON

Bu blogu açalı tam iki sene olmuş. İlk yazımı Ekim 2022'de yazmışım. Birkaç kitap paylaşımından sonra kaderine terk etmişim. Bunun sebebi Aralık 2022'de, bloga başladıktan çok kısa bir süre sonra, ablamı kaybetmiş olmam. Kötü bir hastalıkla beş senedir yapmakta olduğumuz savaşı kazanamadık maalesef. O gidince de ben uzunca bir süre her şeye karşı hevesimi kaybettim. Yokluğunu hep hissediyorum ve onu çok özlüyorum. 

    Çeşitli mecralarda sürekli okuduğum kitapları paylaştım ama blogta yazmanın keyfi de bir başka. O yüzden okuduğum kitaplarla ilgili yorumlarımı buraya da ayrıca yazmaya, kitap blogumu yine aktifleştirmeye karar verdim.



     Yabancı serisini ilk olarak 2018'de okudum. Okumaya başladıktan sonra dizisinin de olduğunu görüp bir göz atıp beğenmeyince izlememeyi tercih etmiştim. Geçen ay seriyi üçüncü kez okudum ama diziyi hala izlemedim, izlemeyeceğim de. Kafamdaki karakterlerle örtüşmüyor kanlı canlı halleri o yüzden de dizi bana zevk vermiyor. Bir de kitapta yer alan tecavüz, taciz, işkence sahneleri okurken bile bazen beni rahatsız ederken bir de görsel halini izlemek istemiyorum .O yüzden okuduğum yorumlara göre dizisi başarılı bulunsa da bana hitap etmesi çok zor. 

   Seriyi ikinci defa 2021 yılı başında okudum. Dizisinin tanıtımlarına rastlayıp kitaptaki olayların çoğunu unuttuğumu fark edince tekrar bir baştan sona okuyayım demiştim. İkinci okuduğumda sevdiğim ve sevmediğim kitaplar biraz daha netleşti. Bazılarını ışık hızıyla okuyup bitirirken bazılarını sadece seriye devam edebilmek adına okumuştum. 

   İkinci okumadan sonra yakın bir zamanda tekrar okumayı düşünmüyordum aslında ama bu sene yaz aylarında dokuzuncu kitap çıkınca bir nevi baştan okumak zorunda kaldım. Dokuzuncu kitabı çıkar çıkmaz aldım. Elimdeki kitap biter bitmez de başladım ama ana karakterler dışında kimseyi hatırlamadığımı ve olayların hiçbirinin tanıdık gelmediğini bu yüzden kitaptan da hiç zevk alamadığımı fark edince dokuzuncu kitabı yüzüncü sayfasında bırakıp sil baştan birinci kitapla seriyi üçüncü defa okumaya başladım. Bir iki gün önce de 2.5 aylık bir okuma sürecinin ardından bitirdim. 

  Burada tek tek kitapları yazmak istemiyorum. Dokuzuncu kitapla birlikte toplamda fiziki olarak 15 kitaba ulaşan seriyi genel değerlendirmek istiyorum. 

  İlk başta çok az değinildiğini gördüğüm, seriyi her okuduğumda beni çok rahatsız eden bir durumu paylaşacağım. Kitapların hepsi yazım - baskı ve çeviri hatası dolu. Bu kimi kitapta daha az, kimi kitapta daha fazla ama hepsinde var. Yayınevinin bu özensizliğine çok kızdım. Çok satan, çok popüler bir kitap olduğundan, nasıl basarsak basalım alınır diye mi düşündüler acaba. Kimi kitaplarda cümlenin bir anlam ifade edebilmesi için aynı yeri üç dört defa okuduğum oldu. Yine de mantıklı bir çıkarım yapamadım. Sanki çevrilmiş ve hiç düzeltmesi yapılmadan metinler hop basıma gönderilmiş. Bu kadar yoğun hatanın başka türlü bir açıklaması olamaz. İlk kitaplar böyle, o zaman diyelim ki yaklaşık on iki sene önceydi. Baştan savma basıldı. Dikkat edilmedi. Okurun çekeceği eziyet de umursanmadı ama son kitap da aynı. Bir yayınevi, editör, çevirmen ve redaktör on iki senede hiç mi kendini geliştirmez? Bastığı, kontrol ettiği, çevirdiği ve düzelttiği kitabı hiç mi dönüp okumaz? Bunun sebebi insanların işlerine gösterdiği özensizlik. Başka bir şansımız da olmadığından, yayınevi öyle de bassa böyle de bassa oradan alıp okumak zorunda olduğumuzdan, neden işlerini iyi yapmak için uğraşsınlar ki!  

  Bunun dışında bir diğer eleştirim de kitapların renklerine. Yurtdışında tek kitap olarak basılmış. Bizde dördüncü kitaptan itibaren ikiye bölünerek basılmış. Birinci ve İkinci kısım çok alakasız, uyumsuz ve yan yana kötü duran renklerden seçilmiş. Ateşin Çağrısı birinci kısım kırmızı mesela, çok güzel, bu yurt dışı basımlarında da öyle ama ikinci kısım mor renkli. Neden? O da kırmızı olsaydı, zaten birinci kısmın devamı. Kırmızıya daha çok uyan bir renk olsaydı... Tamam tabi ki kitabın kapağı değil önceliğimiz, içerik asıl önemli olan ama kitapseverler sever kitaplarını estetiği de dikkate alarak dizmeyi, geçip karşısına izlemeyi, kitaplığının mümkün olduğu ölçüde göze de hitap etmesini. 15 kitapta 15 farklı alakasız ve uyumsuz renk yerine daha yakın tonları ya da uyumlu renkleri tercih ederdim. 

  Sevmediklerimle başladım diye serideki sevmediğim üçüncü şeyle devam ediyorum: Şu kitapta Jenny (Jamie'nin ablası) kadar bana itici gelen başka bir karakter olmadı :O). Ne yapsa ısınamadım, ne etse sevimli bulamadım, onunla ilgili her bölümü isteksiz okudum. Neyse ki seride çok çok yoğun yer almıyor. 

  Seri uzun soluklu bir seri. Her bir kitap en az yedi yüz sayfa. Ben bazı kitapları elimden bırakamadan üç günde bitirdim bazılarını on günde ite kaka tamamladım. Kendi açımdan söyleyecek olursam maceranın az olduğu, dönemin politik olaylarına çok fazla yer veren bölümler benim için akıcı değildi. Yabancı olduğum olaylar ilgimi çekmedi. İskoç ve Amerikan tarihine hakim olmadığım için belki kendi ülkelerinde ezbere bilinen olaylar ve tarihi kişilikler bana hitap etmedi. Yer yer minik araştırmalar yaptım ama sonuçta okuduğum bir tarih kitabı değil romandı. Sürekli hikayeyi bölüp araştırma yapacak olsam kitabın tadı kaçacaktı. Gabaldon Amerikalı bir yazar olarak Amerikan tarihindeki olayları yazarken belki çok açıklamaya gerek görmedi, bu ayrıntıya dikkat etme gereği duymadı. Amerikalı okurlar da bu kısımlardan ayrı bir zevk aldılar büyük ihtimalle ama konuya uzak bir roman okuyucusu olarak bunlar benim en az zevk aldığım bölümler oldu. 

    Jamie ve Claire çiftini baş karakterler olarak sevdim. Aile genişleyip çocuklar ve torunlar dahil oldukça onları da sevdim. Yine de şahsen Brianna'nın bölümlerinin daha uzun, William'ın bölümlerinin daha kısa olmasını tercih ederdim.

  Gabaldon, serinin on kitap olacağını çok daha önceden açıklamış ama dokuzuncu kitabı okurken bunu bilmiyordum. Kitabı hep serinin son kitabıymışçasına okudum. Hatta kitabın kilit bir noktada bitmesi de çok şaşırttı beni. Seri dokuzuncu kitapta da bitmiş olsa üzülmezdim. Evet, güzel, okunası bir seri, Jamie'yi ve Claire'i seviyoruz ama ilk iki okumamda olmayan bir bıkkınlık geldi üçüncü okumadan sonra. Onuncu kitap çıkınca mutlaka alacağım ama mümkünse onuncu kitap çıkınca seriyi dördüncüye okumadan direkt kitabı okuyup hikayeyi tamamlamak istiyorum.

   İlk defa okuyacaklar genelde biraz olumsuz yazdığımı görüp okumaktan vazgeçmesin. Mutlaka okunmalı dediğim serilerden. Tek tek ele aldığımızda kitapların çoğu çok güzel arada bir iki tanesi vasat böyle uzun serilerde bu da çok normal. Bu, serinin değerini kesinlikle azaltmaz. Gabaldon'un kalemini, karakterlerini ve anlatım tarzını seviyorum. Benim okuduğum süreç öncesinde yakın zamanda başka bir uzun soluklu seriyi bitirmiş olmam; biraz aynı tarz kitapları üst üste okumuş olmam; aldığım ve okunmayı bekleyen, sürekli kitaplığımda gözüme çarpan çok fazla yeni kitabım olması; daha -önce iki kez okuduğum ilk sekiz kitabı bir an önce bitirip sıfır maceralarla dolu dokuzuncu kitaba bir an önce başlama sabırsızlığımın olması gibi sebeplerle de ben okurken biraz sıkıldım :O). Bu seriye mutlaka bir şans vermenizi şiddetle tavsiye ederim. 

07 Kasım 2022

MİRASYEDİLER - CYNTHİA D'APRIX SWEENEY


    İnternette çok fazla yorum yoktu bu kitap hakkında aslında ama nasıl olduysa çok beğenildiğine dair bir izlenim edinmişim. O yüzden de fazlasıyla güzel bir kitap beklentisi içine girdim. Okuduğumda kötü olmadığını gördüm. Hatta beklentiye girmeden okusaydım çok daha fazla beğenecektim büyük ihtimalle. Biraz durağan geldi bana. Bir ara devam etmesem mi diye de düşündüm. İşte o arada da döndüm baktım, hani bunu çok beğenmişlerdi neden ben beğenmedim diye. Meğer çok çok beğenilmemişmiş :o). Zaten epi topu iki yorum varmış. Neyse, biraz sabretmeye ve bitirmeye karar verdim. Ahım şahım bir sona ulaşmasa da yarım bırakacak kadar da kötü değilmiş. Çok macera, hareket, aksiyon dolu bir kitap beklemiyorsanız seversiniz. 

   Bir şans vermenizi tavsiye ederim...   

DAVETSİZ MİSAFİR - SOPHİE KİNSELLA

   Kinsella seviyorum. Eğlenceli bir şeyler okumak istediğimde de genelde onu tercih ediyorum. Yeni kitaplarını da sürekli takip ettiğimden...